30 Aralık 2015 Çarşamba

Wow! Sinyali




"6EQUJ5" Bu altı adet harf ve rakam, birçoğumuz için ilk etapta bir anlam ifade etmeyebilir. Ama 15 Ağustos 1977 tarihinde, Dr. Jerry R. Ehman, SETI projesi kapsamında çözümlemesini yaptığı bir veri çıktısında bu sekansı gördüğü vakit, kağıdın yanına “Wow” yazacaktı. Bu kelime ingilizcede bir hayret ifadesidir. Türkçe’deki “vay be!”, “oha!”, “yuh!” gibi ünlemlere denk gelir.
Hikayemiz için biraz daha gerilere gitmemiz lazım…
Cornell Üniversitesi’nden Philip Morrison ve Giuseppe Cocconi, gelişmiş Dünya dışı bir medeniyetin gezegenimize nasıl mesaj yollayabilecekleri hususunda kafa yoran iki bilimadamıdır. Bu ikiliye göre araştırılması gereken veriler radyo dalgalarıdır. Cocconi ve Morrison, uzaylı arkadaşların seçeceği frekansın, matematik ve kimya bilen başka bir uygarlık tarafından da bilinebilir olmasını öngörürler ve frekans olarak evrenimizde en çok bulunan elementlerden Hidrojen atomunun rezonans değeri seçilir: 1420 megahertz. (Rezonans/ Devinim: bir protonun döndüğünde -spin- yalpalanmasıdır).
15 Ağustos 1977’de tam da öngördükleri frekanstan bir radyo sinyali yakalanır. Big Ear Radyo Teleskobu’nda görevli Jerry R. Ehman’ın tanımladığı sinyal 1420 MHz’e çok yakındı (gerçekte 1420.4556 MHz).
Bu altı adet harf ve rakam, birçoğumuz için ilk etapta bir anlam ifade etmeyebilir. Ama 15 Ağustos 1977 tarihinde, Dr. Jerry R. Ehman, SETI projesi kapsamında çözümlemesini yaptığı bir veri çıktısında bu sekansı gördüğü vakit, kağıdın yanına “Wow” yazacaktı. Bu kelime ingilizcede bir hayret ifadesidir. Türkçe’deki “vay be!”, “oha!”, “yuh!” gibi ünlemlere denk gelir.
Hikayemiz için biraz daha gerilere gitmemiz lazım…
Cornell Üniversitesi’nden Philip Morrison ve Giuseppe Cocconi, gelişmiş Dünya dışı bir medeniyetin gezegenimize nasıl mesaj yollayabilecekleri hususunda kafa yoran iki bilimadamıdır. Bu ikiliye göre araştırılması gereken veriler radyo dalgalarıdır. Cocconi ve Morrison, uzaylı arkadaşların seçeceği frekansın, matematik ve kimya bilen başka bir uygarlık tarafından da bilinebilir olmasını öngörürler ve frekans olarak evrenimizde en çok bulunan elementlerden Hidrojen atomunun rezonans değeri seçilir: 1420 megahertz. (Rezonans/ Devinim: bir protonun döndüğünde -spin- yalpalanmasıdır).
15 Ağustos 1977’de tam da öngördükleri frekanstan bir radyo sinyali yakalanır. Big Ear Radyo Teleskobu’nda görevli Jerry R. Ehman’ın tanımladığı sinyal 1420 MHz’e çok yakındı (gerçekte 1420.4556 MHz).

Big Ear teleskopu, gökyüzünü iki antenle tarıyordu. Eğer sinyal zeki bir uygarlık tarafından bize gönderilmiş ise, 72 saniye süren bu mesajın bir devamlılığı olmalıydı ve dolayısıyla  3 dakika sonra ikinci anten tarafından tespit edilmeliydi. Ancak sinyali sadece bir kere alabildik.
Sonraki zamanlarda gerek Ehman, gerekse başka gözlemevlerinde birçok astronom, farklı güçte ve boyutlarda teleskoplar kullanarak sinyali yeniden yakalamaya çalıştı. Fakat hiçbiri başarılı olamadı. Asıl muamma bu noktada başlamıştır.
Bu sinyal nasıl oluştu?
“Wow!” sinyali 1420 Mhz’lik bir frekanstan gelmiştir. Bu frekans, Dünya dışı akıllı varlıkların gönderebileceği bir “Arecibo mesajı” için mükemmeldi. Şayet bir gün bilinçli bir uzaylı tarafından gönderilmiş bir sinyal elde edersek, bu “Wow!” sinyaline benzer bir şekilde olmalıydı.

Muammanın nedenlerinden birincisi bu frekansından dolayıdır. Çünkü Dünya’da bu frekansta yayın yapan hiçbir yapay veya doğal kaynak yoktur. Sinyalin herhangi bir hava ya da uzay aracından gelmediği kesindir, çünkü sinyal gökyüzünde hareketsiz bir noktayla uyumludur. Dünya’dan gönderilecek benzer bir sinyali yansıtma olasılığı olan herhangi bir uzay aracı enkazının da uzayda Big Ear Radyo Teleskobu’na göre sabit durması gerekirdi ki, bu olasılık dışıdır.

Eğer bu sinyal Dünya’dan bilinçli biçimde gönderilmiş olsa bile, hiçbir gezegen ya da asteroit, bu sinyali dünyamıza yansıtacak bir pozisyonda değildi. Radyoastronomide karşılaşılan etkilerden, kütleçekimsel mercek (Gravitational lensing) ve yıldızlararası parıldama (Interstellar scintillation) dahi “WOW!” sinyalini açıklamaya teknik sebeplerden dolayı zayıf kalmaktadırlar.
Şunu belirtmek gerekir ki, sivil kaynakların bu frekansı kullanmadığına emin olsak bile, askeri sistemler sivillerin genelde kontrolü dışında olduğu için, sinyalin askeri bir sistemden veya uydudan gelme olasılığını hesap dışı bırakmamız doğru olmaz.
Sinyalin kaynağı konusunda dile getirilen bir diğer açıklama da şudur: “WOW” sinyal kaydının yüksek hızlarda tekrar oynatıldığında ve parazitlerden mümkün olduğunca arındırıldığında bir polis telsisi anonsunun duyulduğu ve kaynağının bir insan sesi içerdiği yönünde. Çeşitli teknikler kullanılarak ayrıştırılan anons incelendiğinde “We lost him 7PM, We have a 10-61 …”şeklinde İngilizce bir mesaj içerdiği dile getirilir ve konu hakkında amatör düzeyde çalışmalar yapanlar tarafından yaygın bir biçimde kabul görür. Ama bu iddiaya bilim insanları tarafından itibar edilmez. Çünkü bu tür çalışmalar spekülasyona açıktır ve kolay manüple edilebilirler.
Ancak son tahlilde, sinyali keşfeden astronom Dr. Jerry Ehman başlangıçta sinyalin büyük ihtimalle Dünya kaynaklı yapay bir sinyal olduğunu kabul etse de, daha sonrasında “yarım verilerden büyük sonuçlar çıkarmamayı” tercih ettiğini dile getirmişti.
Sonuçta, üzerinden geçen 38 yıla rağmen bu sinyalin uzaylı zeki bir ırka ait olduğunu ortaya koyabilelen herhangi bir bulguya rastlayamadık. Elimizdeki tek kanıt; sinyalin “uzaylıların bizimle iletişime geçebileceğini tahmin ettiğimiz” dalga boyu aralığında gelmiş olması.
ALINTIDIR
AdminTerk Web Developer

13 Aralık 2015 Pazar

E-Ticaret sitelerinde alışveriş yapmak ne kadar tehlikeli?





E-Ticaret siteleri her ne kadar hayatımızı inanılmaz ölçülerde kolaylaştırsa da, son günlerde gittigidiyor gibi kişilerin de ürün sattığı sitelerde durum pek iç açıcı gözükmüyor.

Örnek vermek gerekirse, bu tarz sitelerde kişilerin sattığı kozmetik ürünlerinin %95'i orjinal kalitrli markaların taklit edilmiş, neyden yapıldığı belli olmayan ürünler. Kozmetik örneği dışındaki bir çok kategoride de aynı durum mevcut. Sistemlerin ve yöneticilerin bu ürünleri ayırmasının da imkanı yok.

Ülkemizde kopya, korsan vb. Ürünler bu kadar yaygınken bu kaçak ürünlerden nasıl sakınabiliriz peki?

Öncelikle online alışverişlerde gittigidiyor gibi kişilerin ürün sattığı siteler değil de guvenilir firmaların kendi oluşturdukları ve kendi ürünlerini sattıkları siteleri seçmek sizin yararınıza olacaktır.

Eğer, "bu tarz sitelerde cok çeşitli ürün yok tek firmanın ürün kategorisi ne kadar sağlam olabilir ki?" diye düşünüyorsanız www.cosmedrome.com gibi alışveriş sitelerine kesinlikle göz atın derim. Peki bu sitelerin farkı ne?

Aslında bu sitelerde gittigidiyor sistemiyle benzer sisteme sahip. Tek farkı sitede kişilerin ürün satamaması. Ürün satanlar vergi numarasına sahip küçük ve orta ölçekli firmalar oluyor. Bu da ürün satan kişiyi tam anlamıyla biliyor tanıyor olmanız demek oluyor. Ki zaten firmalar da sahte ürünü satarak isimlerini tehlikeye atmazlar.

Yine de illa kişilerden ürün alcam derseniz alacağınız ürünü çok iyi incelemeden karar vermeyin.

AdminTerk Web Developer

2 Temmuz 2015 Perşembe

Google Now: Bizi bizden daha iyi tanıyor


Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işletim sistemleri kullanıcılarına hayatlarında kolaylık yaratacak asistanlar geliştirme konusunda birbirleri ile adeta bir yarış içerisinde. Her ne kadar farklı firmalar tarafından farklı kişisel asistanlar programlanıyor olsa da, şu an da güdemi meşgul eden en önemli asistanlar Google,Apple ve Microsoft firmalarının geliştirdiği Google Now, Siri ve Cortana.. Diğer asistanlar bir kenara dursun, benim hakkında konuşmak istediğim asistan başlıktan da anlaşılacağı üzere Google Now..

Android tabanlı bir telefon kullanmamın en büyük sebebi google uygulamalarına tam anlamıyla hakim olmam denilebilir. Fotoğraflarımdan dosyalarıma, sık kullanılan yer imlerinden telefon rehberlerime ve hatta mp3 arşivimden mesajlaşmalarıma kadar hayatımın birçok bölümü google ile bağlantılı ya da bir şekilde ilişkide. Olur da bir gün google server'ları tarihe gömülse onunla birlikte benim tüm geçmişimin aynı kaderi yaşayacağı kesin. Hal böyle olunca google'ın beni annemden ya da sevgilimden hatta kendimden bile daha iyi tanıdığı su götürmez bir gerçek. Ve adamlarda bunu düşünerek bizim tüm geçmişimizi bilen, yeryüzündeki milyonlarca insandan elde ettiği veritabanını kullanarak hayatımızı kolaylaştıracak bir asistan hazırlamışlar.

Bilmeyenler için tekrar söylemekte fayda var. Google Now, Google firması tarafından geliştirilen ve kullanıcıların hayatlarını kolaylaştırmak için yardımcı olması için geliştirdiği bir asistan ki bazen ciddi şekilde ürkütücü olabiliyor. Ürkütücü diyorum çünkü kesinlikle korkutucu yeteneklere sahip. Yapabilecekleri hakkında size biraz örnek vermek gerekirse:

Google Now, konum servisleriyle sizi adım adım izliyor (tabii ki izin vermeniz durumunda). Sabah uyanmanız gereken saatte sizi uyandırıyor. Kaç dakika sonra işyerinde olmanız gerektiğini, o günkü hava durumunu ve o günkü randevularınızı size hatırlatıyor. gideceğiniz noktaya göre trafik bilgilerini yorumlayıp size ne zaman yola çıkmanız gerektiğini hatırlatıyor ve sabah evden çıktığınızda toplu taşıma araçlarıyla ya da kendi aracınızla kaç dakikada varacağınızı söylüyor. Eğer toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız, yakınınızdaki durağı belirtiyor ve işe giderken bineceğiniz otobüsün durağa kaç dakika sonra varacağı bilgilerini daha siz sormadan size söylüyor.

Uçak bileti satın aldıysanız e-postalarınızı kontrol edip size gönderilmiş olan e-bilet'ten uçağın sefer numarasını ve saatini kontrol ederek uçuş gününüzü planlıyor. Uçuş gününüz geldiğinde sizi bilgilendiriyor, herhangi bir rötar olup olmadığını söylüyor ve otel rezervasyonu yaptığınızda sizi otelinize yönlendiriyor. Hem de sizden tek bir sesli komut almadan.

Bunlar dışında, tuttuğunuz takımın maçlarından hisse senetlerinizin borsadaki durumuna kadar size bilgi veriyor. Internetten yaptığınız siparişlerin kargolarını takip ediyor, sürekli olarak ziyaret ettiğiniz sitelerde güncelleme olduğunda bildiriyor, sevdiğiniz şarkıcı yeni albüm çıkarttığında ya da beklediğiniz bir film vizyona geldiğinde sizi uyarıyor ve en önemlisi de bunların hepsini sizden tonlarca form doldurmanızı istemeden, sizden sesli bir komut beklemeden, sadece e-postalarınızı yazışmalarınızı okuyup yorumlayarak yapıyor.

En önemli kısmı ise asistanınızın diğerleri gibi sadece sorularınıza cevap vermekten ziyade sizi her gün daha da tanıyor ve öğreniyor olması. Günlük rutin işlerinizi öğreniyor ve diğer günlerde bunlara göre öneriler sunuyor size.


Hatırlıyorsanız yazının başında bu asistan'ın korkutucu olduğundan bahsetmiştim. Korkutucu olan kısmı neresi? (tabi şimdiye kadar anlattıklarımı yapabilen bir asistan düşüncesi henüz sizi ürkütmediyse) Bunun için akşam başıma gelen olayı anlatmak istiyorum. Akşam 17:00 civarında bir arkadaşımın yanına gitmeyi planladığımdan dolayı bana yaşadığı şehirdeki evini tarif etti harita üzerinden (yaşadığı şehir Ankara bu arada). 1 saatlik görüşmemizin ardından bilgisayarı kapattım ve akşamın ilerleyen saatlerinde bakkaldan sigara almak için evden çıkmamla beraber asistan'dan bir öneri gösteri ana ekranda belirdi. Öneride Ankara'ya gidiyorsam kullanabileceğim uygun güzergahları görüntüledi. Oysa ki tüm görüşmemi bilgisayar üzerinden yapmıştım ve telefonu tek bir kez elime bile almamıştım. Bu olaydan sonra farkettim ki bu asistan 10 üzerinden 10 puanı hakediyor.


Yalnız Google Now şu anda Türkiye'de tam anlamıyla bir performans sergilemese de ayarlarınızdan telefon dilini İngilizce (U.S) yapın ve daha sonrasında Google Search uygulamasına girip Google Now'ı aktif hale getirip tekrar telefon dilini Türkçe'ye getirebilirsiniz. Ama az önce de dediğim gibi Google henüz Türkiye'de tam performansla çalışamadığından çok fazla şey beklememek lazım. Ama bu haliyle bile sizi fazlasıyla memnun edeceği kesin.




AdminTerk Web Developer

22 Haziran 2015 Pazartesi

Mega Holding Saçmalığı






Daha önceden bu sisteme(!) kayıt olmuş  ve çevresindekilere web siteleri satmaya çalışan arkadaşların sayısı her geçen gün artıyor. Millete web sitesi satıyormuşsun ve üzerinden komisyon alıyormuşsun. Ne güzellll! İyi güzel de, işin biraz detayına inince bile bu işte bir bokluk olduğu ortada. Çünkü acayip yüksek bir fiyat, satanlar sattıkları mal hakkında hiçbir bok bilmiyor, bir de her şey sınırsız! Her neyse ön yargılardan arınmak amacıyla biraz araştırma yaptım.  Bununla ilgili Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. Ünal Tekinalp ise, uygulanan sistemle ilgili “Bu hileli bir pratik ve bir uygulama… Ticaret Hukuku’nda bunun hiçbir yeri yok. Bu bir çeşit dolandırıcılık” yorumunda bulunmuştur.

Zannediyorum bu adamlar yasallıklarından bahsediyor ama şöyle bir konu da var; bir iş yasaldır ama etik midir? Yani kitabına uydurmak da tam bu oluyor sanırım. Gözlemlerime göre bu firma müşteri olarak satış ortaklarını görüyor. Sattıkları site hep arka planda. Önde olan şey şu: Para kazan, manyak para var, hepimiz kazanacağız… Ben her zaman şunu derim; eğer bir iş yapacaksan insanların ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabilirime odaklanman lazım. Bunlar paraya odaklanmışlar. Hatta Haliç Kongre Merkezinde kongre yapmışlar. 3000 kişi katılmış ve bunlardan da para almışlar. Orada da hep paradan bahsedilmiş. İlginç!


Buraya kadar Mega Holdings hakkındaki görüşlerimi ve gözlemlerimi anlattım. Şimdi biraz da işin teknik boyutuna bakalım. Bu adamlar web sitesini 3 yıllık 750$ a satıyormuş. Bu da 1650 TL’ye takabul ediyor(1$ = 2TL). Buradan da yıllık 550 TL gibi bir fiyat çıkıyor. Bu bir web sitesi için oldukça yüksek bir fiyat. Dediklerine göre ürünlerine değer katıyorlarmış. Pehhhh göz boyamanın da bu kadar ucuzu! Bir kere bu firmadan web sitesi satın alan kişi bu tür işlerden anlamıyor demektir. Anlamayan kişinin web sitesinin yıllık gideri 100 TL’yi geçmez.
Şunu söyleyeyim, bu işin içinde olan bir kişi asla ve asla bu firmadan satın almaz. Bu işin içinde olan biri verdikleri hizmet hakkında teknik bilgi ister. Ama satan kişi bunlardan bihaber… Peki bizler için neler önemli?
  • Disk alanı? Sınırsız…
  • Aylık trafik? Sınırsız… Neden sınırsız? Çünkü “Anlamayan kişinin web sitesinin yıllık gideri 100 TL’yi geçmez.”
  • Sub domain? O ne la?
  • MySQL? Hııı?
  • Email? Sınırsız :)
  • FTP? Bilmem…
  • Cloudlinux/cageFS? Af buyur?
  • PhpMyAdmin? Bilmem…
  • Yedekleme? Bilemiyorum…
  • LiteSpeed, PHP5, MySQL5? Onu da bilmiyorum…
  • CPU? Yok aga bilmiyorum…
  • Kısacası bu işten anlamayan birinin bu firmadan web sitesi alması mümkün değil. Sadece bu yüzden de değil. Bakın söyleyeyim. Alan adı: 23 TL (Yıllık)
  • Hosting: 20 TL(Yıllık)
  • Toplam: 43 TL 3 Yıllık 129 TL Bunlar kaça satıyordu? 1650 TL
  • Hadi bu işlerden anlamıyoruz, bir de web tasarımcıdan site yapmasını istedik 100 TL almış olsun(WordPress tema)
  • İlk sene 143 TL, 3 sene içinde 229 TL. 



AdminTerk Web Developer

12 Haziran 2015 Cuma

Erasmus Hakkında (Harçsız Pasaport)


Pasaportlar harca tabidir. Fakat sosyal, kültürel, eğitim ve sportif amaçlarla yurt dışına gidecek öğrenci, öğretmen ve öğretim görevlileri bu harçtan muaftır. Erasmus öğrencileri de, herhangi bir harç ödemeden pasaport alma hakkına sahiptir. Pasaport cüzdan bedeli bu kapsama girmez, ödenmesi zorunludur.


Peki, prosedür nedir?

1) Öncelikle, üniversitenizdeki erasmus ofisinden bir pasaport yazısı almanız gerekiyor. 

Bazı üniversiteler (ie. Marmara Üni.), bilmediğim bir sebepten ötürü tek dönem gideceklere 6 aylık, iki dönem gideceklere ise 1 yıllık pasaport yazısı vermekte ısrar etmektedir. Burda tanıştığım ve iki dönem boyunca yurtdışında olacak arkadaşlarımdan ise üniversitelerinin direkt olarak 2 yıllık pasaport yazısı hazırladığını öğrendim. Bu konu; Erasmus süreci, erasmus döneminden en az 2-3 ay öncesinden başladığından ve pasaport süresinin yeterli olması açısından çok önemli. Şayet, ofise karşı yoğun ısrar ve çıkışlarıma rağmen, yalnızca 1 yıllık yazı alabilmiş, vergi dairesindeki yetkiliye durumu açıklayarak zorla da olsa süreyi 2 yıla çıkarmıştım. Oradaki yetkiliden, üniversitenin de 2 yıllık verme hakkı olduğunu öğrendim. Gerisi sizin ikna kabiliyetinize kalmış.

2) Yukarda da sözü geçtiği üzere, ofisten aldığınız bu yazıyı vergi dairesinde onaylatmanız gerekiyor.
Marmara öğrencileri, aldıkları bu belgeyi Bostancı'daki Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde onaylatabilirler. Lokasyon olarak ulaşılabilir bir yerde, Bostancı Köprüsü'nde Electroworld'ün yan tarafında kalıyor.

3) Okuldan aldığımız harç muafiyet belgesiyle, malesef pasaport cüzdan bedelinden muaf olamıyoruz.
Aşağıdaki sitede geçen bankaların herhangi birinden cüzdan bedelini (2012 yılı için 62.5tl) yatırabilirsiniz.
http://pasaport.iem.gov.tr/?page_id=1901

4) Son olarak, http://www.epasaport.gov.tr/ sitesinden randevu aldıktan sonra, aşağıdaki belgelerle birlikte randevu saatinizden 5-10 dk önce randevu yerinde olmanız yeterlidir. Pasaportunuz ücretsiz olarak adresinize postalanır.




  • Harç muafiyet belgesi



  • TC Nüfus hüviyet cüzdanı (Sadece aslı kabul edilmektedir.)



  • Parmak izi (Müracaat esnasında alınmaktadır. Ehliyetiniz varsa, vermenize gerek yoktur.)



  • Pasaport cüzdan bedeli makbuzu



  • 2 adet biyometrik fotoğraf


  • Biyometrik fotoğrafın özellikleri;
    1. Arka fon beyaz olmalıdır
    2. Fotoğraf cepheden yüz hatları net görülecek şekilde çekilmiş olmalıdır
    3. 45 x 60 mm ya da 50 x 60 mm boyutlarında olmalıdır
    4. Şahsın son halini gösterir olmalıdır.
    5. Yüzü engelleyen saç, toka, şapka gibi şeyler kullanılmamalıdır.
    AdminTerk Web Developer